Özer Ataç'la Farklı Bakış posteri

Söz-lük,

Sözlükler her bir dil için kendi kökleri açısından Babil Kulesidir.

Sözlük hazırlamak, harfler evreninde bitimsiz yolculuktur. Tamamlananlar duraklardan bir duraktır.

*

Dişil ada,

İngiltere, "Üzerinde Güneş Batmayan imparatorluk", kraliçenin ülkesi.

 Dünyanın her yanındaki ahtapot kolları ile yer üstü, yer altı zenginlikleri sömüren vantusları , kan kırmızı kuyruklu ceketleri;  her işlerini pak  gösteren beyaz gömlekleri, üç (*) köşeli şapkaları;  sahteliğin ifadesi örgülü perukları; kadim mısırı, Yunanistan'ı, tapınakçıları temsil eden "aydınlık "  protest kliseleri; krallarını yutmuş kraliçeleri ; sonunda derin "mavi aklın" temsilcisi  profesörleri.

"Yok; yok!" 

Desek yerindedir.

Adanın   etnik kökü ise kuzeyin aşuresi. Fakat en altta Keltler var. Hani yüzlerini maviye boyayan Poseydon halkının  son kalıntıları.

*

Fimin konusu,

Tüm dünyadaki katliam, sindirme, yayılma, sömürü kollarının birikimlerini taşıyan "kültürlerini", yazılı fakat etkili hale getirmenin anahtarı olan kelimeleri, öykülerini  bir sözlükte toplamayı konu edinen film; Deli ve Dahi . 

Özgün adı. Professor  and Madman . Yönetmen , Farhat Safinia. Yapımcı, Mel Gibson.

Esin, gerçek hikâyeden uyarlama.

*

İlkin,

İngilizce kelimeleri tarihleriyle toplamaya aday "üniversite okumamış" James A.H.Murray  ,(Mel Gibson), alt okullarda  öğretmenlik yapmaktadır.

En büyük özelliği ise  lehçeleri hariç  en az 8 dil bilmesi; dillerdeki yetkinliği, Almanca'nın fiil yapımı bozumu hakkında makale yazacak düzeyde olmasıdır.

O dil dahisidir. Sabır, azim ve çalışkanlığı İskoç genlerinden alması onu daha özel kılıp, Oxfort Sözlüğünün hamiliğine taşıyacaktır.

*

Sözlük ihtiyacı,

Oxford "sakinleri", içlerindeki kibir ateşini sürekli kılacak bir "maceraya" kalkışır. İngitere'nin sömürü okyanusuna attıkları ağ ile kelimeler ve tarihlerini toplamaya karar verirler; lakin 20 yıl uğraştıkları halde ilerleyemezler.

Anlarlar ki böyle yaygın istiladan kelime, anlam, kullanım "toplamak" akademisyenlerin işi değilmiş.

*

Kurtarıcı,

Fakir manifaturacının okul görmemiş üstün zekalı oğlu; okulsuz eğitimini (otodidak) tamamlar.

 Zekâ parıltısı, Oxford'un "aydınlığında" da fark edilir.

Oxford akademi mütevelli heyetinden

Dr. Steve Coogen (Frederick Jame), bu dahiyi tavan yapmış ihtiyaçlarını gidermek için heyetin karşısına çıkarır.

*

"Yaşamın unvanı, emsalsizdir."

Her zamanki gibi akademik ya, yaşamın arkasında nal toplamış; sözlük-süzlüğün utancı içindedir.

Sözlüğün gerekçesi, emperyal İngitere'nin bütünlüğü  meselesidir:

"Dil imparatorluktan hızlı gidiyor.

Ön alınıp kontrol edilmezse bizim olan dilimiz, bizi parçalayacak." hükmüne ulaşırlar. Bu yüzden, emperyal konumu, maziyi zinde tutacak sözlük ihtiyacı zorunludur.

*

Filmin konusunu, Bill Gates'in rakiplerini aşmak için dünyanın her yerinde Hacker bulup yenilik inşasında çalıştırmasına benzetmem yadırganmasın.

Çünkü yaşam, her zaman doğal olanda, sahada ilerler.

*

Hazırlanacak sözlüğün içerdiği kelimeler ;

"tarihleriyle", kullanıldığı cümlelerle  sıralanıp,

İngiliz küresel kültürün matriksi olacak.

Buna yeni Amerika dahil. Yani "tereke "büyük.!

Çünkü kültür, gücün arkasından gelir; güç eridiğinde, ortada sahipsiz kalır ve yeni gücün "haremi ismetine" dahil olur.

*

Yüzlerce yıl yaşanılan olaylar, zorbalıklar...

Yerel yöneticilerin buyruklarına sinmiş "esir" diller. Hepsi ortaya çıkacak sözlükte, derin sömürü tarihinin belgeseli, gelecekteki küresel dilin temelini teşkil edecektir.

Bu yüzden "işe" soyunan dahimiz, bin kişilik amatör gönüllü ile yazım ekibine dışarıdan kelime, anlam, kullanım  sağlayarak sözlüğü tamamlamayı hedefler.

Buna "demokratik sözlük" demesi de liginçtir:

"Magna Carta 2", yani.

*

Çalışma hummalı şekilde başlar. İlk adımda (a, b) başlayan harflerde açmaza girerler.

 Açmaz, neredeyse işten caydırıcı düzeydedir.

Derken işin "doktoru" ortaya çıkar!

*

Her bir dahiye bir deli gerek!

ABD iç savaşında görevli cerrah tıp doktoru yüz başı Minnor (Sean Penn), savaş yükünü vicdanı taşımadığından bilinç altındaki acılar bilincine çıkarak, onu hayalet olarak kovalar.

*

Acı dayanılmaz düzeydedir. Dr. Minor, muhtemelen ABD'de "doktora"  gitmemiş, şizofren (katatepsi) olduğunu bilmemektedir

Çünkü "fenian" diye seslendiği savaşta işkence yaptığı hayalet, bilinç altından firar ederek "görünür" olmuştur.

Bu yüzden Dr. Minor,  ABD'den kaçar, İngiltere'ye "sığınır."

*

İngiltere'deki ilk günlerinde,  konakladığı odada yine hayaletini görür.

"Burada da mı!?" deyip, beylik tabancasını kaparak  karanlık sokaklarda  peşine düşer.

*

Dr. Yüzbaşı Minor, karanlıkta ilk rastladığı işçiye hayaletinin ismiyle seslenip , ateş ederek arkasından kovalar.

Sonunda adamı kendi evinin, eşi ve çocukları önünde vurarak öldürür.

*

Olay mahkemeye intikal eder. Savunma, inceleme derken, cerrah Yüzbaşı akıl hastanesine kapatılır.

Tabii hayalete -akıl hastanesi yasak değildir; Yüzbaşı'nın peşini bırakmaz.

Yüzbaşı Minor, kurtuluşu sözlük çalışmasında bulur. Yani hayaletinden daha büyük "avın" peşine düşer. Kitaplar, cümleler okyanusunda kelime toplamak onu yatıştırır.

*

Üniversite senatosu, sözlüğün ilk başlardaki eksiklik ve tıkanıklığına  akıl hastanesinde yatan birisinin  yetkin katkısını öğrendiklerinde, komplekse girer.

 Bu durum, olaylar örgüsünde katmanlı ayna ve paradoksları göstermektedir.

Senato, "işi dahiden deliye kaptırıyoruz," korkusuna kapılır.

Durumu engellemeye çalışsalar da sonradan ortaya çıkan esere teslim olurlar.

*

Dahimize senato Doktor ünvanı verir.  Daha ileride başarı sebebiyle, sözlüğün  himayesini , DR. Murray'dan alınmamasını sağlayacak  kraliçe takdiri sağlanır.

Bu işlere sürekli olarak,  Dr. Murray'ı keşfeden insaflı aklın temsilcisi profesör Freddie öncülük eder.

Dahası o zamanlar çömez olan Winston Churchill'den ( Brendan Patricks)  akıl hastanesinde cinayetten tutulan  ve sözlüğe " ruh üfüren",  Dr. Yüzbaşı Minor'u ABDye iade koşuluyla tahliye izni sağlanır.

İzin diyaloglarında ,Curchill 'in dahimize söylediği;

"Sözlüğün,  sindirimesi zor şeyleri saklamana fırsat tanıyor." sözü,  yukarıdan bu yana yaptığımız yorumlara el vermektedir

*

Sözlüğün tamamlanması 70 yıl sürer. İlk baskısı 1.1.1928 tarihinde 12 cilt, 414.825 kelime, 1.827.306 açıklayıcı alıntı içerir. 

Üniversite mezunu dahi olmayan Dahi  Murray , Oxfort tan Dr, daha sonra  Kralice'den 1908 de şövalye nişanı alır.

Bitirirken; 

Kelimeler anlam, onlardan oluşan cümleler ile  tarifler yapılır. Yine de  her tarif,   anıdır.

(*) Eski  ingiliz  şapkalarındaki üç köşelik, derin inanç takıntısının estetiğe yansımasıdır. Azizlerin baş üsündeki halesine   protest yorum diyebiliriz.

Son Yorumlar

Yandex.Metrica